26 Şubat 2009 Perşembe
Zamanda Sürükleniş
Ahmet karanlık dipsiz bir kuyudan aşağı doğru sebebini, buna sebep olanı bilmeden dipsiz kuyunun dibine doğru yol alır.Önce öldüm, öleceğim derken içinden ağlamak gelir, dibi boyladığı an vücudunun parçalanışı gözünün önüne gelir ve hemen bu düşüncesini örtbas eder.O ölmek istememektedir.Zamanla vücudu yerçekiminin tabi yasasıyla aşağıya doğru büyük bir hız kazanmıştır ve o hala daha dibe doğru büyük bir yolculuk içindedir ve sürüklenmektedir.Zaman geçer, geçer ve bunun bir sonu gelmek bilmez.Ahmet’in ruhu işkence içindedir.Benliğini bulantı alır aniden, artık o dibi boyladığı yüzünün, vücudunun bütün uzuvlarının binlerce parçaya ayrıldığı ve beyninin özellikle de bilincinin aniden yok olduğu anı arzuyla hayal eder ve bilincinde şeytanca bir gülümseme başlar.her şeyi bilinciyle gerçekleştirebiliyordur, çünkü düşüşün etkisi ve hızı bedenini hissetmesini engeller.Artık bir yabancıdır bedeni ona, varsa yoksa bilincidir her şeyi.Ahmet karanlık dipsiz bir kuyuda bilinciyle baş başadır artık ve onu kaybedeceği anı, sonunu özlemle bekler, bekler, bekler….
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

ahmet bana hakan günday'ın kinyas ve kayra kitabındaki kayra karakterini çağrıştırdı.kayra her şeyi bilinciyle gerçekleştirebileceğine inanıyordu,bilincini yine bilinciyle yok etmek,beyin ölümünü gerçekleştirmek istiyordu.insan bedeninin ruhtanönce yokolmasını hazmedememişti adeta ve ruhunu bedeninden önce yokederek bu tezi çürütmek istiyordu.
YanıtlaSil