1 Şubat 2010 Pazartesi

Bir de buradan tüket!


Gece gece deliler gibi buzdolabı, mutfak kırıntılarına saldırıyorum.Üst üste yediğim şeyleri saysam çöpten beslenen hayvanların bile midesi bulanır.

Bizi kimler bu hallere getirdi dostlarım?iİnsafsızca bir o kadar da saldırganca tüketiyoruz.

Facebook’tan da 1-2 yıla usanacağız.Devir twitter ı tüketme devri.Hadi saldıralım, hep beraber safları tutalım.

*

Siyaset meydanından geliyorum.Utanarak itiraf ediyorum nazlı ılıcak’ın twitter da takipçisiyim.Teyzeciğimiz ufacık boyuna neler sığdırıyor şaşırtıcı!Enerjik karakter bu aralar memleketimden insan manzaralarının sergilendiği her programda karşınıza çıkabilir.İlgi kumkuması oldu başımıza.Aktif twitter hayatı bir süre önce dikkatimi çekmişti.Hatta ülkemizin bu konuda en aktif insanı diyebilirim.Gazetelere yansıyan bütün twitter polemiklerinde mutlaka onun bir parmağı var.Kendisini takip etmeye başlayınca gördüm ki kadıncağız her yaptığını gerçekten anında aktarıyor ortama.

Uğur Mumcu anısına düzenlenen programda abisi Ceyhan Mumcu program boyunca iyi göndermeler yaptı hiçte nazlı olmayan kızımıza.Cumhuriyet gazetesi okurları adlı şaşkşakçı ulusalcı Kemalist vatandaşlarımız Ceyhan Mumcu’nun her tokadında avuç içlerini yararcasına alkış tutarken salonda ne, kim olduğunu anlayamadığımız bir şahsiyet Nazlı Ilıcak’ı protesto etti söyleyeceklerini söyledi sonra grubuna dönüp kalkın gidiyoruz dedi ve haramilerini de alıp gitti.

Herkes olayın şoku içinde bir protestoculara bir görevlilere bakıp olayı çözümlemeye çalışırken benim merakım aktif twitter insanının üzerine yoğunlaştı ve ne göreyim teyzem atom karınca hızında telefonunu çıkarmış bir şeyler yazıyor.Lafı içinde kaldı, onu twitlemiyorsa şimdi, namerdim dedim velhasıl eve gelince durumu teyit ettim bir iddiamda daha haklı çıkmanın şerefiyle mutlu oldum.

*
Tüketim harekatı başlatmak istiyorum buradan.Ben yaptım siz de yapın!

Lastfm i tüketelim hep beraber.Yeni insancıkları, grupçukları keşfedip torrentlayıp limwirelayalım onları.Sonra arşivleyin başkaları da sizden tüketsin.(hadi bakalım bir de buradan tüket)

Dönemsel tükettiklerimizle adlandırılıp sınıflandırılıp önyargıları üzerimize topluyoruz.Siz siz olun tüketirken kaliteden şaşmayın.Devir tüketip arşivleme devri.Facebook, twitter, lastfm, kütüphaneniz, gardrobunuz sizi gün be gün ele veriyor artık.Takiptesiniz sevgili takipçilerim.Takip ediliyorsunuz.Tüketimde yeni boyut.Boyutta boyut.

Şu günlerde lastfme erişimimizin mahkeme kararıyla engellenmiş olması ayrı bir yazı konusu, başlık içinde maddecik, samanlıkta çöp…

Blonde redhead-Misery is a butterfly albümü şükela!
The XX
Au revoir simone

Tüketin tükettirin!

Benim blogum neden bu kadar klasik.
Kendine not:ilk fırsatta blogunu yenile cicili bicili bir şeye dönüştür.Daha bir tüketilesi hale getir.Dünyanın en sıkıcı bloguna sahipsin.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Le cher moi

Zikrettim, zikrettim kendimi kendime uzun zamandır.Şimdi beyaz sayfalara karınca filmimi aktarma zamanı.

Kelimelerimi sineye çektim, dolaştırdım durdum onları içimde.Zorluyorlar artık beni, burnumu gıdıklıyorlar, çok fena oyunlar oynuyorlar bana vee artık onları hapşırma zamanı….

Kolları sıvamanın vakti geldi.Bana ait, hayat gailesiz bir zaman dilimi kapımı çaldı.Kollarına bırakıyorum kendimi.Teslim oldum sana zaman.Eksilt beni!

Biriktirdim de biriktirdim.Tek başına bir konakta yaşayan zengin dul hala gibiyim.Aklım gidiyor bir tane altınımı kaybedeceğim diye.Lakin kuantum fiziğini çözdüm artık, saçacağım çil çil altınlarımı etrafa.Sefam olsun oh oh.Varyemez amcaya selam olsun oh.

En güzel okul kyreneymiş meğerse.haz eşittir mutluluk.Hazlarıma haz patlaması yaptıracağım.Bundan sonra böyle.bütün soruları cevapladım, bilinemeyenleri öğrendim.Sokrates amcam çok kızacak bana ama olsun.Parmağımı kımıldatmadan, popomu yerinden kaldırmadan ayıverdim birden.Artık içdürtüsel olarak zevkin peşinde koşacağım.İtiraf ettim rahatladım.

Mini mini birlerden çalışkan ikilere terfi ediyorum.Yaşasın!Külçe gibi ağırlaşan vücudumu bir gazla kaldırıyorum, üzerimdeki ölü toprağını atıyorum.

Artık hep ben ben ben...Tatlı sevimli ben.Kendini bil lafları 2500 yıl öncesinde kaldı.




P.S.Küçük bir yazarcığın yazarak taşma projesini başlatma kararının delilidir bu yazılanlar.Bu karakterciği izleyin!

Kyrene okulu:Sokrates’in öğrencisi Aristippos tarafından kurulmuş.Hayattan zevk alan ve hazzın peşinde koşan bu okula göre bilgedir.Bilgi, insanı hazdan uzaklaştıran eğilimlerden kurtaracak yegane güçtür.Bilgi sayesinde insan kendine güven kazanır ve dış dünyanın hazzı engelleyen koşullarını bertaraf etmesini bilir.(hazcılık=hedonizm)

Sokratesin meşhur sözü:Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir.

Le cher moi’yı tatlı sevimli ben olarak çeviriyorum.

3 Eylül 2009 Perşembe

çıldırış

Bir gün bir kıvırcık gördüm.dokunmak keşfetmek istedim hemen onu.neden bu kadar farklı neden bu kadar sempatik bir şey bu kıvırcık.bir anda her gün rüyalarıma, hayallerime bu kıvırcık girmeye başladı.çıldırmak üzereydim.her gördüğüm kıvırcıkta onun gibi güzelini hacimli bukleler aradım.boşa kürek sallamışım, çıldırmak üzereyim ona yaklaşabilecek güzellikte bir kıvırcık bile bulamadım.
Bütün kıvırcıklara buradan çağrı.
Birleşin ve beni bulun.
Bir şizofrenin tedavisine yardımcı olun.
Yoksa dünya, insanlık çok kötü şeyler yaşayacak.
Engel olun.dünyayı kurtaran adam siz olun!çıldıracağım.

SONSUZ DOSTLARIM


Savruk fikirlerim, düzensiz düzenim
Ama her şeyin düzeleceğine dair
Bitmek bilmez inancım
Hepsi naif inanışlarım sayesinde

Rengi koyu alışkanlıklarım
Dünyanın doyamadığım lezzetleri
Bastırmayı asla beceremediğim heves edişlerim
Sonsuz dostlarım.

Biri gelse beni geriye
ya da her şeyin dışına itse
dostlarımdan vazgeçebilir miyim?
Nesne ve alışma takıntımı
Geride bırakabilir miyim
Kendimden vazgeçebilir miyim?

Yeni açan bir papatyaya bakıp
Keyifle bir ömür onu izlemeye gücüm yetse keşke
Sıkılmaktan sıkılıp
sıkıldığıma sıkılırım ben gene

yuvasında evcil
dışarıda en vahşi en özgür olandım ben
aklımdan başka sığınağım yoktu
ileriye adım atmak her gün tekrarladığım parolamdı

şimdi başını koyacak omuz arayan
hafif dokunuşlarla ürperen ben
durduğu yerde duramazken
evine sarılan ben

ama biliyorum dostlarım hiç bırakmaz beni
ben onları bırakmak istesemde
kördüğüm, körlüğüm, sağırlığım, sıkıntılarım
sanki ben sizden vazgeçebilirmişim gibi.

TUHAF

Kendi zevklerimi başkalarınınkilere benzetme sürekli bir uyum arayışı içinde olmamı anlayamıyorum.insanları kırmak, üzmek istememi anlayabilirim ama onlarla anlaşabilmek, ortak bir nokta tutturmak için fazladan çaba sarf etmem niye?elimde olmadan yapıyorum bunu.evet taşlaşmış bir özellik içimde.karakter aslında tam da böyle bir şey.

Mesela bazıları yağmur yağdıktan sonraki ıslak toprak kokusunu çok sever ve o an geldiğinde duydukları hazdan bahsederler.işte o an, ben nedense hadi ya ne güzel deyip sessiz kalırım.aslında o kesif kokuda nefesim kesilir vücudum gerilir.gene de yanımdaki insanın içindeki o tatlı duygu anını bozmak istemem.

Bir başka ilginç özelliğim ve her zaman ket vurmaya çalışıpta bir türlü başaramadığım; çok yorgun ya da uykusuz olduğum zamanlar en başta kendimi konuşmaya dahi güç bulamazmışım gibi hissetmeme rağmen biraz konuşmaya başlamamla bütün insanları kendime esir etmem.saatlerce aralıksız konuşabiliyorum böyle zamanlarda.hatta sanki bir an durursam o sürekliliği kaybedip gene güçsüz düşecekmişim gibi bir hisse kapılıp konuşmaya sıkı sıkıya sarılıyorum.

Bir de insanlar gece yattıklarında ya hemen uyumayı ya genel sorunları günün nasıl geçirdiği üstüne düşünmeyi tercih eder bense çarşafıma ayak tabanlarımı yaslayıp soğukluğunu keşfetmeyi onu tüketmeyi severim.bu çok tuhaf geldi eminim.

Bu arada Brazzaville insanı dingin bir haldeyken bile daha da dinginleştiriyor.siz de garip huylarınızı Brazzaville dinlerken bir düşünün isterseniz kendinize hoşgörüyle yaklaşmanıza yardımcı olabilir.kolay değil insanın bunları normal bir ruh haliyle itiraf edebilmesi.

27 Mart 2009 Cuma

Bekleyişe bir tanım

Bekleyiş;
Göz pınarlarından aşağı doğru süzülen tek bir damlanın narin ve usulca düşüşü ve yanağında o sıcak damlanın akışını hissetmek.Müthiş bir an ve bu anın bitişini haz duyarak bekleyiş.
Bu ufak süreçte bir sıcaklık kaplar insanın yüzünü ve kalbinin içini.O kadar tatlıdır ki bu sıcaklık
Bazen de tek bir gözden süzülür işte ben tam olarak onun verdiği hissi kastediyorum.
Ufak bir an için hüzünlenmek ama damlanın vücudunu terk ettiği anı bekleyiş ve bekleyişin bitişi kadar bir anı kapsayan minicik bir hüzün.Bir kelebeğin kanadını çırpışı gibi kısa ama bu ana tanık olmak insanı zevkten öldürür.Renk cümbüşünün telaşsız bir şekilde dalgalanışı…anlık bir şeydir bir ve sonrası yoktur sizde bir burukluk yaratır ama sonrası yoktur işte.
Yok mu başka içinizde bu anın kutsallığı beyninde böylesine iz bırakan?

26 Şubat 2009 Perşembe

Hiçkimse

Gezegenler ve yıldızlara dair astronomik olaylara eğilip sırlarından ben de haberdar olmak istiyorum.the man who sold the world eşliğinde gezegenlerin üstünde zıplayıp bazen kendimi boşluğa bırakıp öylece süzüldüğüm bir filmin içinde olmak istiyorum.Ama yok bu gerçek olsun.Var olan benin altında var olmayanı bulmak istiyorum ama zaten o var değilse onu nasıl bulabileceksin diye soracaksınız.Var olmayanları var sanıp onların üstüne kafa patlatıp meselemiz edenler de biz değil miyiz kısacası bu dediğimi şu an kavramakta zorlanmamanız gerek.peki ne olacak onları bulunca? aslında onları bulmakta istemiyorum sadece bulmaya yaklaşmak… yani sonsuza dek sürsün yavaş yavaş.bu aralar nedense her şey yavaş olsun istiyorum yavaşça yapılan zamana yayılarak onun endişesini taşımadan yapılan şeylerden hoşlanıyorum bazen de hiçbir şey yapmamaktan öylece uzanmaktan.Genelde hareketten, efor sarf etmekten hoşlanırken şimdi sessizce durmayı ve 10 metrekare dışına çıkmamayı istiyorum ama eminim bu dönem de geçici, alter egomla konuşamıyorum artık, biyolojik saatim, reflekslerim hiçbiri şu an eskisi gibi değil.Önceden hareket vardı şimdi geriye tahayyülü kaldı.Sanki hasta yatağında zorla usul usul soluk alan herkesin ölümünü beklediği kendi bilincinde yaşayan hasta bir insan gibiyim.Ama tonlarca karaktere sahibim.İçimde biri şimdikini alt edip beni günlerce, aylarca yoracak, beni, bütün enerjimi durmaksızın harcayacak.